Hiç bir şey söylemediğin zaman,
Her şeyi anlatman ne tuhaf.
En çok o zaman konuşuyorsun bana.
Bakışların bir mezar taşı gibi dikiliyor içime,
suskunluğun, ölüm ilanı gibi asılıyor duvarlara.
Ne bir kelime,
ne bir ses,
ama içimde bin bıçak:
Her biri sustuğun yerden saplanıyor.
Hiçbir şey söylemediğin zaman,
sanki bir şiirin eksik mısrasısın,
ama ben o eksikle daha çok kanıyorum.
Sana sormuyorum artık:
Neden sustun?
Çünkü cevabın çoktan duvarlarda,
kan lekesi gibi.
Sustuğun yerde
ben yıllardır bağırıyorum.
Ve kimse duymuyor…
Sen bile. (Zombirûnî)







