BURAK’IN DESTANI: Kırk Bin Yıllık Vuslat
Dünyanın henüz çok genç olduğu, toprağın mis gibi koktuğu demlerde, Hz. Âdem ailesi ile birlikte oturuyordu. Birkaç adım ötede başaklar rüzgârla dans ediyor, koyunlar usulca […]
Devamını okuSen yalnızca bir harf değilsin, sen bütün bir dilsin. Her kelimen, yüreğinin derinliğini fısıldar; Her cümlen, dünyaya umut ve renk katar. Kendi öykünü yaz, Çünkü senin anlatacak binlerce hikâyen var.
Dünyanın henüz çok genç olduğu, toprağın mis gibi koktuğu demlerde, Hz. Âdem ailesi ile birlikte oturuyordu. Birkaç adım ötede başaklar rüzgârla dans ediyor, koyunlar usulca […]
Devamını okuSabahın soğuk ve ısrarcı sessizliğini metalik, keskin bir telefon zili bıçak gibi kesti. Karavanın duvarlarında çınlayan ses, dar mekândaki ağır uykuyu bir anda dağıttı. Fetih […]
Devamını okuTelevizyonun sağ alt köşesinde kırmızı bir bant belirdi: SON DAKİKA Adam kumandayı eline aldı. “On iki yaşındaki bir kız öğrenci, sınavdan aldığı düşük not nedeniyle […]
Devamını okuDON’T PANIC Yıl 2442. İnsanlık artık Güneş Sistemi’nin en ücra köşelerine maden gemileri gönderiyordu. Kaptan Alaz ve mürettebatı, Mars yörüngesinin dışına doğru ilerlerken radarlarında tuhaf […]
Devamını okuÇOK KISA ZAMAN ÖNCE, ÇOK YAKIN BİR GALAKSİDE… Önce karanlık vardı. Gecenin karanlığı değildi bu; yukarısı, aşağısı, uzaklığı, yakınlığı olmayan bir karanlıktı. İsmail gözlerini açtı. […]
Devamını okuBÖLÜM 19: Karavanın kapısının önünde abisi onu bekliyordu. İki kardeş göz göze geldi. Fetih bir an duraksadı: “Annemin hatıra defterinde ilginç bir şey okudum.” Doruk basamakta […]
Devamını okuBÖLÜM 18: Doruk, göğsünden taşan o ağır yükle karavanın kapısını açıp kendini gecenin serinliğine attı. Karanlığın içinde, neresi olduğunu bilmeden patikadan yamaca doğru koşmaya başladı. […]
Devamını okuBÖLÜM 17: Fetih, çekmecenin arkasında bulduğu defteri ıslak mendil paketinden aldığı mendille dikkatlice sildi. Kararmış mendili çöpe atarken defteri montunun sol iç cebine yerleştirdi. Sonra […]
Devamını okuBÖLÜM 16: Hatıra Defteri Doruk şakaklarını karavanın buz gibi camına dayadı. Dışarıdaki bozkır saatlerdir aynı görüntüleri tekrarlıyordu: Sararmış otlar, seyrek ağaçlar, uzakta belli belirsiz yükselen […]
Devamını okuTeksas kıyılarındaki Demir Liman’da, devasa metal ejderhaların göğe tırmandığı günlerden birinde, okyanusun kadim sakinleri yeniden acil durum meclisinde toplandı. Gündem bu kez ne fırtınalardı ne […]
Devamını okuBÖLÜM 15: Ben yarım kalmış bir hikâyeyim Saat sabahın altısıydı. Arka koltukta iki büklüm yatan Doruk’un bedeni dondurucu soğuktan kaskatı kesilmişti. Dışarıdan gelen metalik bir […]
Devamını okuBÖLÜM 14: Dilara Hastanede Banyonun kapısı yavaşça aralandı ve içeriden Dilara çıktı. Sağ koltuğunun altına sıkıştırdığı değneğe yükleniyor, sağ ayağını diz altına kadar saran sabitleyici […]
Devamını okuBÖLÜM 13: Hastane Yolunda Asım Hoca kumandayla kilitleri açıp hemen sürücü koltuğuna geçti. Fetih de ardından ön yolcu koltuğuna oturup kapısını kapattı. Doruk ise sırtındaki […]
Devamını oku