Kategori: Hikayeler

İnsanlık, henüz toprağın sırrını çözmeden çok önce gözlerini göğe dikti. Ateş başında anlatılan masallardan, teleskopların soğuk merceklerine uzanan bu yolculuk; aslında bitmek bilmeyen bir ‘ev’ arayışıydı. Bizler, o sonsuz ateş okyanusunda sadece kendimizi değil, uzak bir güneşin altında nefes alan yabancı ama tanıdık bir silueti özledik.

Yüzyıllardır aynı sorunun peşindeyiz: “Başka bir güneşin altında, bize benzeyen bir gölge var mı?” Şehir ışıkları yıldızları boğmadan önce de oradaydılar; efsanelerde, dualarda ve en cesur felsefelerde.

Burada; uzak okyanusların parıltısını, kadim bilgelerin merakını ve teleskopların karanlıkta yakaladığı o ‘mükemmel sönüklüğü’ anlatıyoruz. Dünya’nın tek yuva olmadığını sezen ruhların hikayesine hoş geldiniz. Gökyüzü artık sadece bir boşluk değil, keşfedilmeyi bekleyen bir aynadır.