Bölüm 21: Çocukların Yükselişi
Ana Üs: Dokuzuncu Yıl
Proxima b’nin yeraltı üssü, çocukların enerjisiyle büyüyordu, 600 metrekarelik alan, hidroponik seralar, hayvancılık modülleri ve maden koridorlarıyla doluydu. Dokuzuncu yılda, Adem ve Havva’nın sekiz batını tamamlanmıştı:
Cabil (8) ve Aklîma (8)
Abel (7) ve Azura (7)
Seth (6) ve Lebûda (6)
Abdülmugis (5) ve Emtülmugis (5)
Kainan (4) ve Luiza (4)
Kelimath (3) ve Aklejane (3)
Sam (2) ve Luluva (2)
Yeni batın: Enoch (1) ve Havîma (1)
Thaniya, üssün merkezinde Adem’e rapor verdi:
“Yeni modüllerle 750 metrekareye genişliyoruz.”
Adem, gururla:
“Thaniya, çocuklar büyüyor, her biri üssü güçlendiriyor. Enoch ve Havîma da sağlıklı mı?”
Havva, revirden seslendi:
“Adem, evet, Enoch 3 kilogram, Havîma 2.7 kilogram. Her yıl yeni bir umut.”
Robot-17 (Zahira), tarama sonuçlarını okudu:
“Enoch, kalp atışı dakikada 130, sağlıklı. Havîma, oksijen saturasyonu %95, normal. Genetik kodlar stabil.”
Rabia, yanlarında:
“Adem’im, Havva… Dokuz batın, üretimi artırmalıyız. Pirinç 30 kilogram, süt 12 litreye çıktı.”
Mesleklerin Gelişimi
Çocuklar, mesleklerinde ilerliyordu. Cabil, hayvancılık modülünde:
“Abel, inekler bugün 13 litre süt verdi! Yeni yem karışımım işe yaradı, pirinç kabuğu ve balık artıkları.”
Abel, serada:
“Cabil, harika, bitki rafım 35 kilogram pirinç verdi. Hidroponik çözeltide azot oranını %5 artırdım.”
Aklîma, mutfak modülünde Azura’ya:
“Azura, bu yemeği yaptım, pirinç, balık ve şeftali püresi. Robotlar için değil, bizim için.”
Azura, bir lokma aldı:
“Aklîma, lezzetli! 3D yazıcıyı yeniden programladım, artık %20 daha hızlı çalışıyor.”
Seth, veri bankasında İncil’i açtı. Lebûda yanına oturdu:
“Seth, şimdi ne okuyorsun?”
Seth:
“Lebûda, Dünya’dan İncil, İsa diye biri var, sevgi diyor. Musevilikten sonra Hristiyanlık mı bu?”
Lebûda:
“Bilmem, Seth, küçüklere anlatırım. Sam ve Luluva’ya oyun öğrettim, şimdi sıra Enoch’ta.”
Abdülmugis, maden koridorunda:
“Baba, titanyum damarı buldum, matkap 2000 devir/dakika, 5 metre derine indik!”
Emtülmugis, elektrik panelinde:
“Abdülmugis, kabloları bağladım, madendeki ışıklar %30 daha güçlü. Enerji tasarrufu %15.”
Kainan, Luiza ile madende:
“Luiza, bu kayaları eritecek misin? Titanyum buldum!”
Luiza:
“Kainan, evet, metalurji fırını 1500°C’ye ayarladım. Yeni kaplar yaparız.”
Kelimath, Aklejane’ye:
“Aklejane, metalurji öğrendim, titanyum levhalar %10 daha ince ama güçlü.”
Aklejane:
“Kelimath, güzel, ben de Enoch ve Havîma’ya şarkı öğrettim. Öğretmenlik böyle mi?”
Sam, elektrik devresiyle oynarken:
“Emtülmugis, bu kabloyu bağladım, LED’ler yanıyor!”
Luluva, programlama tabletinde:
“Sam, robotun kodunu tamir ettim, artık %5 daha hızlı yürüyor!”
Oyun ve Bağlar
Çocuklar, üssün genişleyen koridorlarında oyun oynuyordu. Cabil, Abel’i kovaladı:
“Abel, yakalarsam süt tankını sen doldurursun!”
Abel, kahkahalarla:
“Cabil, önce bitki raflarını sulamalısın!”
Aklîma, Azura ile:
“Azura, Enoch ve Havîma’ya yemek götürelim, onlar da oynasın.”
Azura:
“Aklîma, tamam, robotlara yeni kod yazdım, bize yardım ederler.”
Seth, Şam’a bir kitap gösterdi:
“Sam, bu Zebur, ilahiler var. Din ne demek sence?”
Sam:
“Seth, bilmem, ama elektrik devreleri gibi mi? Her şey birbiriyle bağlı.”
Lebûda, Luluva’ya:
“Luluva, küçüklere saklambaç öğrettim, sen de gel!”
Luluva:
“Lebûda, robotları programladım, saklanırlar!”
Üssün Genişlemesi
Thaniya, Adem’e:
“Adem, üs 750 metrekareye genişledi, madenden 50 kilogram titanyum, seradan 40 kilogram pirinç. Çocuklar iyi iş çıkarıyor. Böyle giderse robotların hepsi devre dışı kaldıktan sonra insanlar hayatta kalmaya devam edebilirler.”
Adem:
“Thaniya, her biri bir parça, Cabil’in sütleri, Abel’in bitkileri, Seth’in soruları… Hepsi üssü büyütüyor.”
Havva:
“Adem, mutlular, her yıl yeni kardeşler. Ama Seth… O farklı, değil mi?”
Rabia:
“Adem’im, Seth felsefede, Dünya kitaplarını okuyor. Tevrat’tan İncil’e geçti. Bize yol gösterebilir.”
Seth’in Arayışı
Seth, veri bankasında yalnızdı, 6 yaşında, ama gözleri derin düşüncelerle doluydu. İncil’i kapattı ve Adem’e koştu:
“Baba, Hristiyanlık’ta sevgi var, ama Tevrat’ta kurallar. Hangisi doğru?”
Adem:
“Seth, bilmiyorum, sen bulacaksın. Daha çok oku, bize anlat.”
Seth başını salladı:
“Tamam, baba, bir kitap daha var, Kuran. Onu da okuyacağım.”
Üs, çocukların meslekleri ve oyunlarıyla doluydu, her biri bir parçayı tamamlıyordu. Seth’in felsefi arayışı, üssün ruhunu şekillendiriyordu. Enoch ve Havîma’nın doğumuyla, koloni büyümeye devam ediyordu, mutluluk, henüz gölgelenmemişti.
Bölüm 22: Test Haftası
Ana Üs: Onuncu Yıl
Proxima b’nin yeraltı üssü, 750 metrekarelik bir yaşam alanına dönüşmüştü, hidroponik seralar, hayvancılık modülleri, maden koridorları ve titanyum-grafen yapılarla doluydu. Onuncu yılda, Adem ve Havva’nın dokuz batını vardı:
Cabil (9) ve Aklîma (9)
Abel (8) ve Azura (8)
Seth (7) ve Lebûda (7)
Abdülmugis (6) ve Emtülmugis (6)
Kainan (5) ve Luiza (5)
Kelimath (4) ve Aklejane (4)
Sam (3) ve Luluva (3)
Enoch (2) ve Havîma (2)
Yeni batın: İrad (1) ve Sarah (1)
Thaniya, üssün merkezinde Adem ve Havva’ya döndü:
“Adem, Havva, on yıl geçti, koloni büyüdü. Robotlar olarak bir test öneriyoruz: Bir hafta boyunca bekleme moduna geçeceğiz. Üssü çocuklar yönetecek.”
Adem, şaşkın:
“Thaniya, robotlar olmadan? Oksijen, tarım, madenler… Hepsi onlara mı kalacak?”
Havva, endişeli:
“Thaniya, ya bir sorun olursa? İrad ve Sarah daha 1 yaşında!”
Robot-51 (Amira):
“Havva, testin amacı bu, çocukların hayatta kalma yeteneklerini ölçmek. Kritik durumda uyanırız, oksijen %19’un altına düşerse, enerji %10’a inerse veya hayati bir arıza olursa.”
Rabia:
“Adem’im, güven onlara, Cabil’den İrad’a, hepsi bir şeyler öğrendi. Test bir hafta, başarılı olursa, üs kendi kendine yeter.”
Adem, Havva’ya baktı:
“Havva, ne dersin? Çocuklar hazır mı?”
Havva, kararlı:
“Adem, evet, onlar bizim umudumuz. Test başlasın.”
Testin İlk Günü
Robotlar, üssün merkezinde bekleme moduna geçti, LED’ler kapandı, metal gövdeler sessizleşti. Cabil, kardeşlerini topladı:
“Hepinize dinleyin, robotlar yok, üs bize emanet. Ben inekleri yönetirim, süt kesilmesin.”
Abel, seraya koştu:
“Cabil, bitkiler bende, hidroponik sistem pH 6.5’te kalacak, pirinç üretimi durmaz.”
Aklîma, mutfakta:
“Azura, yemek bende, pirinç ve balık stokumuz var. Günde 3 öğün hazırlarım.”
Azura, programlama tabletini aldı:
“Aklîma, robotlar uyuyor ama sistemleri ben kontrol ederim, oksijen ünitesini izlerim.”
Seth, veri bankasında:
“Ben felsefe okuyacağım ama üssü de düşünürüm, bir sorun olursa fikir veririm.”
Lebûda:
“Seth, küçüklere bakarım, Enoch, Havîma, İrad ve Sarah bende. Onlara oyun öğretirim.”
Abdülmugis, maden matkabını aldı:
“Maden bende, titanyum çıkarırım, üs genişler.”
Emtülmugis:
“Abdülmugis, elektrik bende, enerji akışı %100, ışıklar sönmez.”
Kainan:
“Luiza, madende bana yardım et, kayaları taşıyacağım.”
Luiza:
“Kainan, metalurji bende, titanyumu eritip levha yaparım.”
Kelimath:
“Aklejane, ben de metalurjiye yardım ederim, fırın 1500°C’de hazır.”
Aklejane:
“Kelimath, küçüklere öğretmenlik yaparım, Lebûda ile iş bölümü yaparız.”
Sam:
“Emtülmugis, elektrik devrelerini kontrol ederim, kablolar bende!”
Luluva:
“Sam, sistem kodlarını izlerim, bir arıza olursa tamir ederim.”
Üçüncü Gün: İlk Sorun
Üçüncü gün, oksijen ünitesi bir uyarı verdi, %19.8’e düştü. Azura koştu:
“Cabil, oksijen düşüyor, filtrenin bakım zamanı gelmiş!”
Cabil:
“Azura, tamir et, ineklerim iyi, süt 14 litreye çıktı.”
Azura, Luluva’yı çağırdı:
“Luluva, kodlara bak, filtrenin bakım döngüsünü sıfırlayalım.”
Luluva, tabletle:
“Azura, buldum, kodda bir hata var. Düzeltince %21’e çıkar.”
Abel, seradan seslendi:
“Azura, bitkiler oksijene bağlı, çabuk ol!”
Bir saat sonra, oksijen %21’ye sabitlendi. Azura rahatladı:
“Tamamlandı, testi geçiyoruz!”
Beşinci Gün: Seth’in Sorgulaması
Seth, veri bankasında Kuran’ı açtı. Abel yanına geldi:
“Seth, ne okuyorsun? Robotlar yok, bize yardım etsen?”
Seth:
“Abel, bu Kuran, İslam diye bir din. Sevgi var, ama kurallar da var. Hristiyanlık’tan farklı.”
Abel:
“Seth, din ne işe yarar? Bitkilerim 40 kilogram pirinç verdi, bu gerçek.”
Seth:
“Abel, anlamaya çalışıyorum, neden buradayız? Üssü kim yarattı? Felsefe bu.”
Cabil, Seth’e katıldı:
“Seth, ineklerim 15 litre süt verdi, seni dinlerim, ama önce test bitsin.”
Yedinci Gün: Zafer
Yedinci gün, robotlar uyandı. Thaniya, tarama yaptı:
“Adem, Havva, test başarılı. Oksijen %21, pirinç 45 kilogram, süt 16 litre, titanyum 60 kilogram. Çocuklar üssü ayakta tuttu.”
Adem, gururla:
“Thaniya, görüyorsun, her biri bir parça. Cabil’den İrad’a, hepsi hazır.”
Havva:
“Adem, bir hafta robotsuz… Onlar bizim mirasımız.”
Cabil, Abel’e:
“Abel, süt ve bitkiler, birlikte başardık!”
Abel:
“Cabil, evet, Aklîma’nın yemekleri de kurtardı bizi!”
Seth, sessizce:
“Baba, Kuran’da bir ayet var, ‘Yeryüzünde halife kıldık.’ Biz miyiz o?”
Adem:
“Seth, bilmiyorum, ama sen bulursun.”
Üs, testle kanıtlanmıştı, çocuklar, robotlar olmadan hayatta kalabilirdi. Seth’in soruları derinleşirken, meslekler üssü güçlendirdi. İrad ve Sarah’ın büyümesiyle, koloni yeni bir aşamaya hazırlanıyordu.
Bölüm 23: Seth’in Yolu
Ana Üs: On Üçüncü Yıl
Proxima b’nin yeraltı üssü, 800 metrekareye genişlemişti, hidroponik seralar, hayvancılık modülleri, maden koridorları ve yeni titanyum modüllerle doluydu. On üçüncü yılda, Adem ve Havva’nın on batını vardı:
Cabil (12) ve Aklîma (12)
Abel (11) ve Azura (11)
Seth (10) ve Lebûda (10)
Abdülmugis (9) ve Emtülmugis (9)
Kainan (8) ve Luiza (8)
Kelimath (7) ve Aklejane (7)
Sam (6) ve Luluva (6)
Enoch (5) ve Havîma (5)
İrad (4) ve Sarah (4)
Yeni batın: Mehuyael (1) ve Leyla (1)
Thaniya, Adem’e:
“Adem, üs büyüdü, pirinç 50 kilogram, süt 18 litre, titanyum 70 kilogram. Test haftası, çocukların yetkinliğini kanıtladı.”
Adem:
“Thaniya, evet, robotlar bozulsa bile ayakta kalırız. Mehuyael ve Leyla da sağlıklı mı?”
Havva:
“Adem, sağlıklılar, Mehuyael 3.1 kilogram, Leyla 2.8 kilogram. Her yıl yeni bir umut.”
Robot-17 (Zahira):
“Genetik kodlar stabil, mutasyon yok. Üssün kaynakları, on batına yetiyor.”
Rabia:
“Adem’im, Seth… O farklı, Kuran’ı bitirdi. Bize bir şeyler söylemek istiyor.”
Seth’in Seçimi
Seth, 10 yaşında, veri bankasında haftalarca Kuran’ı okumuştu. Tevrat’la Museviliği, İncil’le Hristiyanlığı incelemiş, sonunda İslam’ı bulmuştu. Bir sabah, Dünya’ya doğru dönüp ilk namazını kıldı, üç robotun LED ışıkları altında.
Adem, Seth’i izledi:
“Havva, bak, Seth ne yapıyor? Diz çökmüş, başını eğiyor.”
Havva:
“Adem, dua ediyor gibi, veri bankasından mı öğrendi?”
Seth, namazı bitirip ailesine döndü:
“Baba, anne, İslam’ı seçtim. Dünya’ya dönüp namaz kıldım. Allah’a inanıyorum, bir ve tek.”
Cabil, şaşkın:
“Seth, Allah mı? Robotlar bize yeter, neden dua?”
Seth:
“Cabil, robotlar bozulabilir, test haftası bunu gösterdi. Ama Allah… Kuran’da ‘O her şeyi bilir’ diyor.”
Abel:
“Seth, bitkilerim 55 kilogram verdi, dua buna yardım eder mi?”
Seth:
“Abel, belki, Kuran’da ‘Yeryüzünü size emanet kıldık’ diyor. Bitkilerin, ineklerin… Hepsi bir plan.”
İlk Oruç
Seth, İslam’ı seçtikten sonra oruç tutmaya karar verdi. Bir gün boyunca yemek yemedi, su içmedi. Aklîma endişelendi:
“Seth, aç mısın? Sana yemek yaptım, pirinç ve balık.”
Seth:
“Aklîma, teşekkür ederim, ama oruç tutuyorum. Kuran’da ‘Oruç size farz kılındı’ diyor. Kendimi test ediyorum.”
Azura:
“Seth, robotlar gibi mi? Enerji tasarrufu mu bu?”
Seth gülümsedi:
“Azura, hayır ama ruhsal gelişim için… Akşam yerim.”
Seth’in Vaazı
Bir akşam, Seth kardeşlerini topladı, üç robot da izledi. İlk hutbesini verdi, konusu birlik, beraberlik ve günahlardan sakınma:
Seth, sakin bir sesle başladı:
“Kardeşlerim, üs bizim, birlikte büyüttük. Kuran’da ‘Müminler kardeştir’ diyor (Hucurat 10). Cabil sütle, Abel bitkiyle, Aklîma yemekle, Azura kodlarla… Hepimiz biriz.”
Cabil:
“Seth, güzel, ama bu din ne değiştirecek?”
Seth:
“Cabil, din bize yol gösterir. Kuran’da ‘Kim bir canı öldürürse, bütün insanlığı öldürmüş gibidir’ diyor (Maide 32). Cinayet günah, kimseyi incitme diyor.”
Abel:
“Kimse kimseyi şimdiye kadar incitmedi? Ama biri beni incitmek için elini kaldırsa bile ben kimseyi incitmek için elimi kaldırmam.”
Seth, Cabil’e baktı:
“Abel, bir gün öfke gelebilir ama Hadis’te ‘Öfkesini yenen, cennetliktir’ diyor. Nefsimize hakim olursak, günahtan korunuruz.”
Aklîma:
“Seth, güzel konuşuyorsun, yemekleri paylaşalım, değil mi?”
Seth:
“Evet, Aklîma, Kuran’da ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ diyor. Robotlar bozulsa bile, paylaşırız.”
Abdülmugis:
“Seth, madenlerde çalışıyorum, bu din bana ne der?”
Seth:
“Abdülmugis, ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın’ diyor (Bakara 11). Üssü koru, kurallara uy, toplum böyle ayakta kalır.”
Lebûda:
“Seth, küçüklere anlatırım, birlik ne demek?”
Seth:
“Lebûda, ‘Birbirinize sımsıkı sarılın’ diyor (Âl-i İmran 103). Hepimiz üssüz, birbirimize tutunalım.”
Testin Mirası
Test haftasından sonra, çocuklar daha özgüvenliydi. Cabil, Abel’e:
“Abel, Seth haklı, birlikte güçlüyüz. İneklerim 20 litre süt verdi!”
Abel:
“Cabil, bitkilerim 60 kilogram, Seth’in duası mı bilmem, ama iyi gidiyoruz.”
Azura:
“Robotların kodlarını güncelledim, artık %10 daha verimli. Seth, senin dinin işe yarıyor mu?”
Seth:
“Azura, bilmiyorum, ama namaz bana huzur veriyor. Bir gün hepiniz denersiniz belki.”
Adem, Havva’ya:
“Havva, Seth… Oğlumuz üssü ruhla dolduruyor.”
Havva:
“Adem, evet, Cabil’in Nod’a gitmesi gerekirse, bu eğitimle yaşar.”
Seth’in İslam’ı seçmesi, üssü manevi bir çerçeveyle sardı. Namaz, oruç ve vaazıyla, kardeşlerine birlik ve kurallara uymayı öğretti. Cabil’in öfkesi henüz patlamamıştı, Seth’in sözleri, belki de Abel’in kaderini değiştirecekti. Üs, çocukların meslekleri ve Seth’in rehberliğiyle büyüyordu.
Bölüm 24: Aşkın ve Çatışmanın Gölgesi
Ana Üs: On Altıncı Yıl
Proxima b’nin yeraltı üssü, 850 metrekareye genişlemişti, hidroponik seralar, hayvancılık modülleri, maden koridorları ve titanyum-grafen yapılarla doluydu. On altıncı yılda, Adem ve Havva’nın on bir batını vardı:
Cabil (15) ve Aklîma (15)
Abel (14) ve Azura (14)
Seth (13) ve Lebûda (13)
Abdülmugis (12) ve Emtülmugis (12)
Kainan (11) ve Luiza (11)
Kelimath (10) ve Aklejane (10)
Sam (9) ve Luluva (9)
Enoch (8) ve Havîma (8)
İrad (7) ve Sarah (7)
Mehuyael (4) ve Leyla (4)
Yeni batın: Metuşael (1) ve Nûra (1)
Thaniya, Adem’e rapor verdi:
“Adem, üs stabil, pirinç 60 kilogram, süt 22 litre, titanyum 80 kilogram. Çocuklar ergenlikte, evlilik planları başlamalı.”
Adem:
“Thaniya, evet, çapraz evlilikler dediniz. Cabil-Azura, Abel-Aklîma… Ama hazırlar mı?”
Havva:
“Adem, Seth’in vaazı onları etkiledi, ama Cabil ve Aklîma… Onlar farklı.”
Robot-51 (Amira):
“Adem, genetik çeşitlilik için çaprazlama şart, aynı batın evliliği riskli.”
Rabia:
“Adem’im, dikkat et, Cabil’in gözleri Aklîma’da. Aşk, kuralları zorlar.”
Aşkın İlk Kıvılcımları
Cabil ve Aklîma, üssün koridorlarında büyüdükçe birbirlerine daha çok bağlanmıştı. Bir akşam, hayvancılık modülünde buluştular.
Cabil, Aklîma’ya:
“Aklîma, inekler 25 litre süt verdi, ama seni görünce her şey daha güzel.”
Aklîma, utangaçça:
“Cabil, yemeğim hazır, pirinç ve sütle yaptım. Hep seninle yemek istiyorum.”
Cabil, elini Aklîma’nın omzuna koydu:
“Aklîma, seninle vakit geçirmek… Üssün her şeyi bu. Veri bankasında Leyla ile Mecnun’u okudum, onlar gibi miyiz?”
Aklîma gülümsedi:
“Cabil, belki, sen benim Mecnun’umsun. Robotlar ne derse desin, yanındayım.”
İkisi, modüllerin LED ışıkları altında saatlerce konuşuyordu, Cabil ineklerden, Aklîma yemeklerden bahsediyor, ama gözleri birbirinden ayrılmıyordu.
Azura’nın Yakınlığı
Azura, Cabil’e hayranlık duyuyordu, programlama yeteneğiyle üssü güçlendiren bu kız, bir gün Cabil’e yaklaştı.
Azura, hayvancılık modülünde:
“Cabil, süt tanklarının kodunu optimize ettim, %15 daha verimli. Birlikte kontrol eder miyiz?”
Cabil, sertçe:
“Azura, gerek yok, Aklîma kadar güzel değilsin, işine bak.”
Azura, kalbi kırılarak:
“Cabil, ben… Sadece yardım etmek istedim.”
Cabil, başını çevirdi:
“Aklîma yeter bana, sen robotlarla uğraş.”
Azura, gözyaşlarını gizleyip programlama tabletine döndü. Seth yanına geldi:
“Azura, ne oldu? Üzgün görünüyorsun.”
Azura:
“Abel, Cabil… Beni istemiyor. Aklîma’yı seviyor.”
Seth:
“Azura, üzülme, ben buradayım. Rahman suresini öğrendim, müzik gibi, gel beraber okuyalım.”
Seth’in Etkisi
Seth, İslam’ı seçmişti, her gün Dünya’ya dönüp namaz kılıyor, oruç tutuyordu. Kardeşlerine vaaz vermeye devam etti. Bir gün, Cabil’i kenara çekti:
Seth:
“Cabil, Aklîma’yla çok vakit geçiriyorsun, robotlar çapraz evlilik diyor.”
Cabil, öfkeli:
“Seth, senin dinin beni bağlamaz, Aklîma benim her şeyim.”
Seth:
“Cabil, din bağlar, Kuran’da ‘Birbirinize sımsıkı sarılın’ diyor (Âl-i İmran 103). Ama öfke günah, ‘Öfkesini yenen cennetliktir’ diyor Hadis.”
Cabil:
“Seth, öfkem yok, ama Aklîma’yı kim almak isterse onu öldürürüm.”
Seth:
“Cabil, düşün, ‘Kim bir canı öldürürse, bütün insanlığı öldürmüş gibidir’ (Maide 32). Kimseye zarar verme.”
Cabil, sustu ama içindeki aşk büyüyordu.
“Cabil, düşün, Şems Suresinde şöyle diyor; “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömen ise ziyan etmiştir.””_
Cabil, sustu ama içindeki aşk büyüyordu.
Üssün Gündelik Hayatı
Abel, ikiz kardeşiyle serada:
“Azura, bitkilerim 70 kilogram, senin kodların sayesinde. Üzülme, tamam mı?”
Azura:
“Abel, teşekkür ederim, robotların sistemini %20 hızlandırdım.”
Abdülmugis, madende:
“Kainan, 90 kilogram titanyum çıkardık, üs büyüyor!”
Luiza:
“Abdülmugis, metalurji fırınım levhaları eritti, yeni modüller hazır.”
Lebûda, küçüklere:
“Metuşael, Nûra, saklambaç oynayalım mı?”
Sam:
“Emtülmugis, elektrik devrelerim %25 daha verimli, ışıklar harika!”
Luluva:
“Sam, robot kodlarını tamir ettim, artık %15 daha hızlılar.”
Aşkın Gölgesi
Cabil ve Aklîma, her fırsatta buluşuyordu, hayvancılık modülünde, mutfakta, hatta maden koridorlarında. Cabil, Aklîma’ya:
“Aklîma, robotlar bizi ayırmaya kalkarsa kaçarız, Nod Üssü’ne gideriz.”
Aklîma:
“Cabil, kaçar mıyız? Ama üs… Kardeşlerimiz…”
Cabil:
“Aklîma, sen varsan her yerde yaşarım, ineklerimle, senin yemeklerinle.”
Adem, Havva’ya:
“Havva, Cabil ve Aklîma… Aşkları büyüyor. Robotlar haklı mı?”
Havva:
“Adem, Seth’in vaazı belki onları durdurur, ama aşk… Engellenir mi?”
Cabil ve Aklîma’nın aşkı, üssün kurallarına gölge düşürüyordu. Azura’nın kırık kalbi, Abel’in dostluğuyla iyileşmeye çalışırken, Seth’in manevi rehberliği koloniyi bir arada tutuyordu. Ama Cabil’in öfkesi, Seth’in sözlerine rağmen büyüyordu, Abel’in kaderi yaklaşıyordu.
Bölüm 25: Kuralların Kırılışı
Ana Üs: On Sekizinci Yıl
Proxima b’nin yeraltı üssü, 850 metrekarelik bir yaşam alanıydı. Hidroponik seralar, hayvancılık modülleri, maden koridorları ve araba garajıyla doluydu.
Thaniya, Adem’e rapor verdi:
“Adem, üs stabil durumda. Cabil-Azura ve Abel-Aklîma arasında evlilik planlandı. Nikah merasimi haftaya olacak.”
Adem sordu:
“Thaniya, Cabil 17, Abel 16 yaşında. Çapraz evlilik mi planlıyorsunuz? Onlar buna hazır mı?”
Thaniya:
“Kesinlikle çapraz evlilik olacak. Genetik havuz dar. Engelli doğumları engellemenin tek yolu bu.”
Havva ekledi:
“Adem, Seth’in vaazı onları etkiledi. Ama Cabil ve Aklîma arasındaki bağ çok güçlü.”
Robot-51 (Amira), genetik harita projeksiyonunu açtı:
“Adem, aynı batın evliliği, resesif genlerin ortaya çıkma riskini %25 artırır. Sakat doğumlar koloniyi çökertir. Çapraz evlilik, genetik çeşitliliği %40 oranında korur. Bu, xAI protokolünün bir gereği.”
Havva sordu:
“Amira, bu kuralları kim koydu?”
Thaniya cevap verdi:
“Havva, Dünya bilim adamları koydu. Binlerce yıllık tecrübe ve bilimsel araştırmaların sonucu bu. Mars’ta xAI biyoloji ekibi, neslin bozulmasını engellemek için bu yöntemi zorunlu kıldı. Torunlarınız arasında kardeş evliliği de yasaklanacak. Fakat ilk doğumda zorunlu olarak uygulanıyor.”
Nikah Baskısı
Aile toplantısında baskı yoğunlaştı. Adem dedi ki:
“Cabil, Azura ile evleneceksin. Üssün geleceği buna bağlı.”
Havva ekledi:
“Aklîma, Abel ile olacaksın. O seni korur ve mutlu eder.”
Seth, sakin bir tonla konuştu:
“Cabil, Kuran’da toplumun düzenine uymamız gerektiği yazıyor. Birlik için bu plana razı olmalısın.”
Azura, cesaretini toplayıp söyledi:
“Cabil, ben seni seviyorum. Birlikte üssü daha güçlü hale getirebiliriz.”
Cabil öfkeyle bağırdı:
“Azura, sus! Aklîma’dan daha güzel kimse yok. Seni istemiyorum!”
Abel araya girdi:
“Cabil, sakin ol. Aklîma ile ben evleneceğiz. Robotlar böyle karar verdi. Azura’da en az Aklîma kadar güzel. Aşk gözünü kör etmiş.”
Aklîma, gözyaşlarıyla cevap verdi:
“Abel, seni kardeş gibi seviyorum. Ama Cabil benim her şeyim.”
Lebûda ısrar etti:
“Cabil, Aklîma, kurallara uymalısınız. Bu hepimizin iyiliği için gerekli!”
Cabil çıldırmış gibi bağırdı:
“Kurallar mı? Kimin kuralları bunlar? Aklîma’yı seviyorum ve başka kimseyle evlenmem!”
Bilimsel Gerçeklik
Thaniya, Cabil’e açıklama yaptı:
“Cabil, dinle. Genetik havuzumuz sadece 22 kişiden oluşuyor. Aynı batın evliliği, homozigotluğu artırır ve sakat doğum riskini %30’a çıkarır: körlük, sağırlık, bedensel engel ve zeka geriliği gibi sorunlar olabilir. Çapraz evlilik, heterozigotluğu koruyarak neslin sağlıklı kalmasını sağlar.”
Cabil öfkeyle karşılık verdi:
“Genetik mi? Aşkı ne yapacaksınız? Aklîma benim ve onu kimseye vermem!”
Amira sertçe cevapladı:
“Cabil, bilim bunu umursar. Eğer koloni çökerse, aşkın da bir anlamı kalmaz.”
Çıldırış ve Trajedi
Cabil, öfkeyle toplantıyı terk ederek araba garajına kaçtı. Biyopolimer uzay elbisesini giyerek hava kilidinden dışarı çıktı. Burası üssün dışına açılan, oksijensiz bir alandı. Aklîma onu takip etti ve sordu:
“Cabil, nikah haftaya yapılacak. Ne yapacağız?”
Cabil garaj kapısının açma kolunu çekerek cevap verdi:
“Aklîma, kaçarız. Şu arabayla Nod Üssü’ne gideriz ve robotlar bizi asla bulamaz.”
Abel, onları izlemiş ve uzay elbisesini giyip hava kilidinden çıkıp garaja girmişti. Dedi ki:
“Cabil, sakin ol. Kaçmak çözüm değil. Aklîma ile ben evleneceğiz.”
Cabil öfkeyle bağırdı:
“Abel, sus! Sen Aklîma’yı alamazsın, seni öldürürüm!”
Abel, Cabil’i sakinleştirmek için yaklaştı ve dedi:
“Cabil, biz kardeşiz. Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan bile ben sana elimi kaldıracak değilim!”
Cabil, garajda bir taş aldı. Amacı sadece Abel’i korkutmaktı ve bağırdı:
“Aklîma ile buradan gidiyoruz. Geri çekil, Abel!”
Abel Aklîma’ya dönerek uyardı:
“Bu üssün dışında hayatta kalamazsınız biliyorsun. Sakın bu deliye uyup bir yere gitme.”
Cabel öfkeden gözü dönmüştü. Arkası dönük Abel’in sırtına taşı sırtına atmak için kaldırdı, ama Abel aniden döndü. Garaj kapısı açıktı. Taş, Abel’in kaskına çarptı ve cam çatladı. Oksijen sızdı, garajın oksijensiz ortamında Abel nefessiz kalarak gözleri büyüdü, yere yığıldı. Düştüğünde kaskı yere vurdu, vizörü paramparça oldu.
Cabil şok içinde bağırdı:
“Abel! Hayır, ben bunu istememiştim!”
Aklîma çığlık attı:
“Cabil, ne yaptın?!”
Yargı ve Sürgün
Robotlar alarm verdi ve garajın kapısı kapandı. Thaniya, Abel’i taradı ve rapor verdi:
“Abel’in nabzı yok. Oksijen sızıntısı ve dış atmosfer onu öldürdü.”
Cabil, dizlerinin üzerine çöktü, elleri titriyordu. “Hayır… Hayır, ben onu öldürmek istemedim. Sadece… sadece korkutmak istemiştim.” Gözleri dolmuştu, suçluluk ve pişmanlıkla kavruluyordu.
Aklîma, gözyaşları içinde Abel’in cansız bedenine baktı. “Neden, Cabil? Neden bunu yaptın?” sesi titriyordu, öfke ve keder birbirine karışmıştı.
Robotlar, Abel’i revire götürmek için yaklaşırken, Aklîma Abel’in yanına çöktü. Elini tuttu, soğuk ve cansızdı. “Seni koruyamadım, Abel,” diye fısıldadı. “Affet beni.”
Robotlar, garajın kontrolünü ele geçirdi. “Protokol 732: Cinayet. Katil tutuklanacak.” Birkaç robot, Cabil’e doğru ilerledi, kollarını uzattılar.
Cabil, direnmeden robotlara teslim oldu. “Beni götürün,” dedi, sesi titriyordu. “Hak ettiğim cezayı çekeceğim.”
Aklîma, Cabil’e baktı, gözlerinde karmaşık duygular vardı. “Seni affetmeyeceğim, Cabil. Abel’i bizden aldın.”
Cabil, başını eğdi. “Biliyorum,” dedi. “Seni de kaybettim.”
Revirde robotlar Abel’e kalp masajı ve oksijen vermeye çalıştı. Ancak, Thaniya’nın raporu doğruydu. Abel, çoktan ölmüştü. Robotlar, çabalarını durdurdu ve revirin soğuk, metalik sessizliği içinde Abel’in cansız bedeni kaldı.
Aklîma, revire geldiğinde, robotlar ona bakıyordu. “Çabalarımız sonuç vermedi,” dedi Thaniya. “Abel, geri döndürülemez bir şekilde öldü.”
Aklîma, Abel’in yüzünü okşadı. Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu.
Üsteki herkes, Abel’in ölümüyle sarsılmıştı. Cabil, hücrede tek başına oturuyordu, suçluluk ve pişmanlıkla kavruluyordu.
Adem, haberi alınca gözyaşlarıyla koşarak geldi. Kapıyı açıp Cabil’in yakasına yapıştı:
“Cabil, neden bunu yaptın?!”
Havva ağlayarak bağırdı:
“Abel gitti! Cabil, bunu nasıl yapabildin?”
Seth sessizce konuştu:
“Kuran’da, Maide 32’de şöyle yazıyor: ‘Bir canı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir.’ Cabil, vaazım seni durduramadı. Abel’in neslinden doğacak bütün insanları öldürmüş oldun.”
Robot Amira kararını bildirdi:
“Cabil, protokole göre Nod Üssü’ne sürgün edileceksin. Cinayet, üssün düzenini bozar.”
Cabil, Aklîma’ya sarıldı ve yalvardı:
“Aklîma, benimle gel. Beni yalnız bırakma!”
Aklîma ağlayarak cevap verdi:
“Cabil, seninle gelirim. Seni asla yalnız bırakmam.”
DEVAM EDİYOR…








