YENİ SAHARA 10- Gizemli Silindir

BÖLÜM 10: GİZEMLİ SİLİNDİR (M.S. 7990)

10.1. RİSK

Okan ve Nalan’ın vizöründe silindirin görüntüsü vardı. Mikrodronlar, görevlerini tamamladıktan sonra geri dönüş protokolünü başlatmak yerine silindirin çevresinde dönerek incelemeye devam ediyorlardı. Hareketleri bazen ışığın etrafında dönen gece kelebeğine, bazen de bir bal arısının çiçeği yoklayıp nektar arayışına benziyordu. Kimi zaman yaklaşarak yüzeye hafifçe dokunuyor, kimi zaman birkaç santimetre gerileyip yeni bir açıdan tarıyorlardı. Bu davranış, yalnızca bir keşif rutininden çok daha bilinçli görünüyordu.

Tarama modlarını sürekli değiştirerek silindirin o kapalı yapısını anlamlandırmaya çalışıyorlardı. Önce üç boyutlu lazer haritalama ile geometrisinin, çatlaklarının ve katmanlarının izini sürdüler. Ardından kızılötesiyle ısı dağılımını, olası radyasyon kalıntılarını ve derinlerdeki gizli boşlukları yokladılar. X-ışını floresans taraması mineral bileşimine dair silik ipuçları fısıldarken, ultraviyole ışık yüzeydeki biyolojik gölgeleri ve enerjiye verdiği o tuhaf tepkileri yakalamaya çalıştı. Sonra yeniden görünür ışığa dönerek yapının katmanları arasında bir yol aradılar. Her mod değiştiğinde vizörlerde yeni bir görüntü titreşti; sanki silindir, sırlarını fısıldıyor ama asla tam olarak ele vermiyordu.

Taramalar bitip, yapay zekânın rapor vermesini beklerken uzun süre kimse konuşmadı.

Sonunda Okan’ın sabrı tükendi. Fısıltısı sessizliği yırttı: "Gidip alacağım."

Nalan başını hızla çevirdi. Gözleri kaskın ardında tedirginlikle kısıldı:
"Dur… Sakın hemen karar verme!"
"Neden?"

Nalan derin, titrek bir nefes aldı. "Neye baktığımızı bile bilmiyoruz Okan. Taş gibi görünüyor ama içi ışığı yutuyor. Ya bir enerji kaynağıysa? Dronlar metal, sen insansın. Basınç, ısı, hatta senin biyolojik varlığın bile farklı bir tetikleyici olabilir."

Okan ellerini iki yana açtı, sesi rahattı. "Dronlar onu kavradı, çekti, itti. Bir patlama olmadı."

"Patlama olması şart değil," diye diretti Nalan. "İçinde sıkışmış bir gaz, uykuda bir bakteri ya da radyatif bir çekirdek olabilir. Binlerce yıldır kapalı bir kutu bu… Kapağı açtığında neyle karşılaşacağını bilemezsin."

Okan bir an duraksadı. Nalan’ın kaygısı yersiz değildi; mantığın sesiydi.

Nalan, Burak’a seslendi. Sesi daha resmi çıkıyordu şimdi. "Burak, elimizde ne var? Bu nesne biyolojik bir tehdit ya da aktif bir tehlike arz ediyor mu?"

Burak’ın sesi her zamanki gibi sakin ama verileri yorumlamakta zorlandığı belliydi. "Verilerde yapısal bir anomali var Nalan. Yüzey, bilinen en yoğun zırhlar kadar geçirimsiz; hiçbir tarama sinyali içeri sızamıyor. Normalde bu kadar opak bir nesnenin kurşun ya da altın kadar ağır olması gerekir."

Nalan endişeyle araya girdi. "Yani taşınamayacak kadar ağır mı?"

"Tam tersi," dedi Burak. Sesinde ilk kez bir şaşkınlık tınısı vardı. "Kütle sensörleri ve akustik yankı, nesnenin tüyler ürpertici derecede hafif olduğunu gösteriyor. Neredeyse bir pomza taşından ya da sertleştirilmiş köpükten daha hafif."

Okan araya girdi, sesi keyifliydi: "Hafif mi? O zaman taşıması çocuk oyuncağı."

Burak uyarısını sürdürdü: "Basite alma Okan. Bu fiziksel bir tezat. Hem radyasyonu tamamen bloke edip hem de bu kadar düşük kütleye sahip olması için iç yapısının som bir metal değil, mikroskobik bir ağ ya da ultra sıkıştırılmış bir lif yumağı gibi olması gerekir. İçi boş değil ama… dolu da diyemiyorum. Sanki milyarlarca gözenekli, karmaşık bir kafes."

Nalan kaşlarını çattı. "Metal değil yani?"

"Metalik bir imzası yok," diye onayladı Burak. "Daha çok… sentetik bir elmas ya da tanımlayamadığım bir karbon türevi gibi davranıyor. Ama uyarayım; bu kadar sağlam bir yapının içinde ne saklandığını tarayıcılar göremiyor. Bir kutu da olabilir, bir kozanın kabuğu da."

Nalan hala huzursuzdu ama veriler biraz daha netleşmişti. "Tamam… En azından radyoaktif değil."

Okan, Nalan’a dönüp omuz silkti. "Duydun. Alabilirim."

Nalan elini uzattı: "Dur Okan. Önce çatlağın ötesinde dronların kaydettiği görüntüleri görmemiz gerek. Silindiri çıkarırken ne yaşandığını bilmiyoruz. Dokunmadan önce izleyelim."

Uçan aracın yapay zekâsı hemen yanıt verdi, sesi metalik bir dinginlikle yankılandı:
"Dron-1 ve Dron-2 görev kayıtları hazır. İzlemek ister misiniz?"
Okan refleksle geriye yaslandı, vizörünün ardında gözleri büyüdü. Nalan ise dudaklarını kaygıyla sıkıştırdı, kararını net bir tonla verdi:
"Kaydı oynat."

10.2. DRON GÜNLÜKLERİ

Bir anda vizörleri karardı. Sessizlik ağırlaştı. Ardından dronların gözünden görülen ilk görüntü, karanlığın içinden yavaşça belirmeye başladı; sanki başka birinin hatırasına tanık oluyorlardı.

Ekran önce karıncalanarak açıldı, sonra çatlağın içindeki dar tünel belirdi. Dronların vizöründeki düşük ışık filtreleri devreye girdiğinde çatlağın içi net olarak seçilmeye başladı. Taşa oyulmuş güneş sistemi ve atom modelleri parıldıyor, atom spiralleri dronların sensör ışıklarını geri yansıtıyordu.

Ardından ilk duydukları şey, iki küçük metalik ses arasındaki fısıltıya benzeyen diyalogdu.

Dron 1: "Görev tanımı. Düğme benzeri çıkıntıya basılacak."

Dron 2: "Onaylandı. Başlıyorum."

Okan ve Nalan koltuklarına nefes bile almadan izliyorlardı. Nalan fısıltıyla sordu:
"Onlar… gerçekten konuşuyorlar!"
Burak kaskının içinde hafifçe tebessüm etti:
"Sadece konuşmak değil bu… Resmen düşünüyorlar."
Ekranda Dron 1 çıkıntıya doğru süzüldü. Küçük metal tutucu parçasını uzatıp bastırdı. Bir şey olmadı.

Dron 1: "Tepki yok."

Dron 2 yaklaştı: "İkili baskı önerisi."

Dron 1: "Kabul edildi."

İki küçük disk kendilerini taşa yasladı. Birlikte bastırdılar. Taş kıpırdamadı.

Dron 2 hafifçe geri çekildi.
Dron 2: "Alternatif yöntem. Çarpma kuvveti."
Dron 1: "Uyarı. Gövde bütünlüğü riski yüksek."

Dron 2: "Başarı olasılığı yüzde kırk üç. Deniyorum."

Dron 2 hızlanıp çarptı. Metal çınladı.
Ekranın köşesinde kırmızı bir uyarı belirdi: Gövde hasarı yüzde 18
Dron 2’nin sesi cızırtılı çıktı.
Dron 2: "Deneme sürdürülebilir."
Dron 1 de çarptı.
Ekranda yeni uyarı: Gövde hasarı yüzde 31
Nalan istemsizce iç çekti.
Okan: "Bayağı zorlamışlar…"
Kayıt devam etti.

Dronlar birkaç kez daha çarptı. Duvar boyunca titreşim yayılınca kamera bir anlığına sallandı.
Sonra ikisi de durdu. Geri çekilip düşünmeye başladılar.
Dron 1: "Yöntem verimsiz. İttirmek faydasız."

Dron 2: "Tersini deneyelim. Yani çekelim. Yeni çözüm. Kanca benzeri parça aralığa yerleştirilecek."

İki dron alt kısımlarındaki küçük metal bağlantıyı kol gibi aralığa soktu.
Kamera titredi. Taş çatlağın içinden ince tozlar dökülmeye başladı.
Gövde hasarı yüzde 46
Gövde hasarı yüzde 59
Dron 1’in sesi daha boğuk çıkmaya başladı.
Dron 1: "Sınırda çalışıyorum. Devam etmek istiyor musun?"
Dron 2 hiç tereddüt etmedi.
Dron 2: "Görev önceliği yüksek. Çekiyoruz."
İkisi birden tüm gücüyle yüklenince çatlak boyunca bir patlama sesi gibi bir yankı yayıldı.
Okan istemsizce doğruldu.
Nalan nefesini tuttu.
Sonra…
Taşın içinden yarı saydam bir silindir koparak dışarı fırladı ve yere yuvarlandı. Etrafı loş ışığı emip geri veren tuhaf bir parıltı yayıyordu.
Dronlar hemen yanına süzüldü.

Dron 1: "Nesne tespit edildi. Analiz. Yapı düğme değil silindir. Yaklaşık 40 cm uzunluğunda, 15 cm çapında, yarı saydam kuvars benzeri bir silindir."

Dron 2: "Çatlağın diğer tarafına taşınması gerekiyor."

Dronlar silindiri kaldırmaya çalıştığında metal parça kayıyor, gövde duvara sürtünürken kıvılcımlar çıkıyordu.
Ekranda yeni uyarı: Gövde hasarı yüzde 73
Dron 1: "Tutunamıyorum…"

Dron 2: "Destek veriyorum."

İki küçük disk adeta kardeş gibi silindire sarılmış çabalarken sonunda onu çatlağın çıkışına doğru sürüklemeyi başardılar.

Dron 2’nin sesi heyecanla titredi.
Dron 2: "Başardık… Dışarı çıkıyor."
Dron 1: "Görev tamamlandı. Operatör bilgilendirilmeli."

Burak’ın metalik sesi kaydı sonlandırdı.
Burak: "Görev tamamlandı. Düğme zannedilen yapının çıkarılabilir bir silindir olduğu doğrulandı. Yukarı taşımamız mümkün değil. Gelip almanız gerekiyor."

Ekran kararır kararmaz kabinin içinde bir sessizlik oluştu. Okan ve Nalan birbirlerine baktı. Gözlerindeki şaşkınlık ve merak açıkça görülüyordu.

Okan hafifçe başını salladı.
"Dokunup geri dönebilirlerdi. Sadece komut uygulamamışlar. Çözümler üretmişler."
Nalan’ın gözleri hâlâ ekrandaydı.
"Hasar raporlarını duydun mu? Yüzde yetmiş üçe kadar çıkmış. Buna rağmen devam ettiler."
Okan düşünceli bir nefes verdi.
"Bizim için neredeyse kendilerini parçalıyorlardı."
Nalan yutkundu.
"Silindiri oradan çıkarmak bir tuzak olsaydı? Ya da temas edilince aktive olan bir mekanizma?… Yaptıkları şey, sadece görev değildi. Öngörüsüz bir fedakârlıktı."
Okan omuzlarını kaldırıp düşündü.
"Evet ama… Burak bunu bile hesaplamış olabilir. O anın riskini kabul etmiş. Yine de… bu görüntüleri izlemek bir garip."
Nalan’ın yüzünde hem merak hem kaygı vardı.
"Silindir şimdi orada duruyor. Ve ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok. Ama dronlar onu çıkarmak için neredeyse can verdiler."
Okan bakışlarını çatlağa doğru çevirdi.
"En azından bir şey biliyoruz. Orada saklanan şey sıradan değil."
Nalan derin bir nefes aldı.
"Peki sence… buna dokunmalı mıyız?"

Okan kısa bir süre düşündü.
"Bu kadar bedel ödedilerse, cevabı öğrenmemek ayıp olur."

10.3. BELİRSİZLİK

Burak araya girdi: "Belirsizlik payı hâlâ yüzde otuz civarında Okan. Dikkatli olman şart. Yalıtımlı eldiven kullan. Ve silindiri taşırken düşürmemeye çalış, iç dengesi hassas olabilir."

Nalan hâlâ huzursuzdu, bakışları Okan’ın üzerindeydi. "Tamam ekstrem ortam keşif elbisesinin eldivenleri var zaten. Ama acele etme. Zemin dengesiz."

Okan, kaskının camını Nalan’ınkine nazikçe yasladı. Ardından gülümseyip dudaklarını kıpırdatarak ona camın ardında bir öpücük bıraktı.

Okan’ın sesi yumuşaktı: "Biliyorum. Ama gitmezsek o şey orada öylece duracak. Sırrını başka türlü çözemeyiz. Hem dronların gövde bütünlüğü sınırda, onları da orada bırakmayalım."

Nalan gözlerini devirdi ama omuzları biraz olsun düştü. "Ben yine de korkuyorum."

Nalan bir süre sustu, teslim olmuştu. "Tamam… Git ama en ufak bir tuhaflık hissedersen, ne olduğu umurumda değil, geri dön."

"Anlaşıldı."

Tam kabin kapağını açacakken Nalan onu durdurdu. Vizörünü Okan’ınkine değdirdi, gülümsemesi camın ardında belirdi. Dudaklarıyla görünmez bir öpücük gönderdi; sanki ‘gitme’ demenin en sessiz yoluydu:
"Okan… Hazır mısın?"
Okan’ın içinden ani, sebebi belirsiz bir cesaret dalgası yükseldi. Sanki silindir onu çağırıyordu:
"Evet. Hazırım."
Kabin kapağı tıslayarak açıldı. Çölün kadim havası içeri doldu. Okan, kaskını son kez kontrol etti ve lambasını yaktı. Yerdeki deliğe yaklaşıp karanlığa doğru atladı. Karanlık koyulaşıp, duvarlar üzerine geldikçe çatlağa doğru ilerlemeye devam etti.

Okan çatlağın ağzında birkaç saniye hareketsiz kaldı. Nefesi kaskın içinde yumuşak buğular bırakıyor, eldivenlerinin üzerinde ince bir toz tabakası birikiyordu. Çatlağın içinden gelen loş mavi yansıma gözünde hafif bir tedirginlik uyandırdı; dronların ışıkları hâlâ silindirin üzerinden dans ediyordu.

Nalan’a seslendi: "Ulaştım… Silindir ve mikrodronlar tam önümde. "

Nalan’ın sesi kulaklığından hafif titreşimlerle geldi:
"Okan… gördüklerini aktar."
"Silindiri görüyorum," dedi Okan. "Dronlar hâlâ yanında. Gövdelerinde ciddi hasar var. Birinin dış kabuğu neredeyse açılmış."

Nalan yutkundu. "Onlara dikkat et. Gövde bütünlüğü raporları sınırda."

Okan yavaşça eğildi, silindirin yanına çömeldi.

"Burak," dedi Okan. "Görüntüyü analiz et. Yüzey gerilimi veya kinetik bir tehdit var mı?"

"Tehlikeli görünmüyor." diye yanıtladı Burak.

Okan eldivenini silindire doğru uzattı.

"Dur," dedi Nalan hemen. Sesi sertti ama telaşla karışık. "Temas etmeden önce yüzeyi hafifçe yokla. Direkt kavramaya çalışma."

Okan başıyla onaylayıp parmak uçlarını yüzeye dokundurdu. Soğuktu. Çölün derinliklerine ait bir soğukluk… cam gibi ama taştan daha hafif.

"Bir reaksiyon yok," dedi. "Yüzey sabit."

Burak’ın sesi yankılandı:
"Okan, kütle sensörüne göre nesneyi kaldırmak için fazla güç gerekmeyecek. Ama taşıma sırasında iç rezonansı tetikleyebilecek ani bir ivmeden kaçın."

"Yani düşürme," diye mırıldandı Nalan.

Silindiri iki eliyle kavradı. Elinin altında neredeyse hiçbir ağırlık hissetmedi; sanki boş bir kabuktu, sanki içinde saklı olan şey dokunulmaz bir sessizliğe gömülmüş bir toz zerresi kadardı.

Okan kısık bir sesle: "Kavradım."

Okan silindiri göğsüne yakın tutup yavaşça geri adım attı. O sırada mikrodronlardan birinin küçük ışıkları birkaç kez yanıp söndü, sonra tamamen karardı.

Nalan’ın sesi titredi:
"Okan… dronum kapandı. Artık seni göremiyorum."
Okan geri dönüp baktı. "Gövdesi tamamen kilitlenmiş. Enerji çekirdeği durmuş olabilir."

Burak konuştu:
"Okan. Öncelik silindir. Onu güvenli bölgeye çıkarmalısın."
Okan başını hafifçe salladı. "Tamam. Dışarı çıkıyorum."

Silindiri göğsüne bastırarak çatlak ağzına doğru ilerledi, çıkıştaki ışık gitgide genişledi. Mağaranın çıkışına baktı. Mağaraya girmek için atladığı delik yukarıdaydı ve yükseklik dört metreydi.

Nalan’ın sesi kulaklığından titrek duyuldu.
"Elinde silindir varken zıplayabileceğinden emin misin?"
Okan dudaklarını kıpırdattı. "Denemek zorundayım."

"Hazırım…" dedi Okan, sesi kararlı ama temkinliydi.

Nalan derin bir nefes aldı.
"Tamam… Silindiri sıkı tut."
Okan tüm gücüyle yukarı doğru fırladı. Keşif elbisesinin mikro roketleri bacaklarının itişini destekledi ve gövdesi hızlıca yükseldi. Ayaklarının altındaki toz, halka şeklinde savrulan bir bulut oluşturdu.

10.4. YAKALAYIŞ

Ancak elindeki silindirin ek ağırlığı, ivmenin yeterli olmasını engelledi. Okan, çatlağın kenarına yalnızca tek eliyle zorlukla tutunabildi. Silindir bir kolunun altındaydı. Kaygan kayaya tutunmuş halde sallanırken boşlukta debeleniyordu. Silindiri düşürmemek için mücadele ederken, ayaklarının altında derin bir ağız gibi açılan boşluk onu tehdit ediyordu. Parmaklarının uçları tam pes edeceği anda, yukarıdan bir el uzandı ve bileğini demir gibi bir kavrayışla yakaladı.

Nalan’ın sesi kulaklığından bir rahatlama nidasıyla geldi:
"Tamam yakaladım. Bırakmıyorum seni!"
Tüm gücüyle Okan’ı yukarı çekti. Okan düz zemine çıktığında dizlerinin üzerine düştü ve ikisi de birkaç saniye yalnızca hızlı nefes alışlarını dinledi.

Nalan hemen diz çöküp ona sarıldı. Kasklar birbirine hafifçe vurdu. "İyisin, değil mi?" diye sordu Nalan, sesi hâlâ titriyordu.

Okan başını salladı:
"İyiyim. Sen olmasan geri düşecektim. Sağ ol."
Silindiri göğsüne bastırarak ayağa kalktı. İkili, uçan araca doğru yürümeye başladı. Nalan rahatlamış bir tonda gülümsedi:
"Sonunda aldın. Şu gizemli şeyi kargo bölümüne koyalım"
Okan hızlı bir baş hareketiyle itiraz etti:
"Hayır. Yanımdan ayırmam. Tepkisi değişirse anında görmeliyim"
Nalan daha fazla üstelemedi. Yalnızca bu tuhaf nesnenin içlerinde nasıl bir sır taşıdığını düşünerek bakışlarını silindire çevirdi.

Uçan araca yaklaştıklarında kapılar kendiliğinden açıldı. Koltuklarına oturdular. Okan silindiri dizlerinin üzerinde, kollarıyla sarılmış şekilde tutuyordu. Motoru çalıştırmak üzereyken Burak’ın sesi hoparlörden duyuldu. Ses sakin olmasına rağmen tonunda keskin bir alarm hissi vardı:
"Uyarı! Bulunduğumuz noktaya yaklaşan bir uçan araç tespit edildi. Kimlik bilgisi bilinmiyor. Tahmini temas süresi yüz yirmi saniye"
Okan’ın yüzündeki rahatlama bir anda kayboldu. Silindiri daha da sıkı tuttu.
"Buradan hemen uzaklaşalım. Yaklaşan aracın niyetini bilmiyoruz. Buranın koordinatlarını kimseyle paylaşmadık."
Nalan hemen elini kontrol paneline uzattı, sesi kararlıydı:
"Burak! Bizi hemen eve götür. En yüksek süratle. Tüm gizlilik protokollerini devreye al."
Araç anında hızlanarak kaya sütunlarının arasından keskin manevralarla uzaklaştı. Burak’ın sesi birkaç saniye sonra tekrar duyuldu.
"Takip eden aracın sinyali zayıflıyor. Görüş hattından çıktı. Güvenli uzaklık sağlandı."
Araçları hızlanarak evlerine doğru, ufukta bir nokta gibi kayboldu ve doğrudan evlerinin garaj girişine doğru alçaldı.

Garaj kapıları açıldı. Güneş ışığı loş hangar ortamında dağılırken uçan araç içeri indi. Motorlar sustuğu anda duvarlardan iyonize hava akımları fışkırdı ve aracın üzerindeki tozu tamamen sökerek yere doğru süpürdü.

Kapılar açıldığında Okan ile Nalan araçlarından çıkıp hangara adım attılar. Okan silindiri hâlâ göğsüne bastırıyordu. Kaskından yansıyan nesnenin soluk mavi ışığı ona yabancı bir ifade kazandırmıştı.

10.5. KİLİT

Evin girişindeki Hijyenik Servis Kapısı, onların biyo-imzasını algıladığı anda mavi renkte parladı. Ultraviole ışık ve iyon sisinden oluşan sterilizasyon döngüsü fısıltı gibi etraflarında dolaşmaya başladı.

Nalan derin bir nefes aldı. Kaskını çıkarmak için elini kaldırırken yüzünde yorgun ama başarılı bir görev dönüşünün huzuru vardı.

Okan sessizce konuştu. "Sonunda geldik. Şimdi şu şeye bakabiliriz."

Ancak Nalan kaskını çıkarmak üzereyken evin yapay zekası metalik ve soğuk tonu ile ortamı doldurdu.
Sahara Reborn: "Üzerinizde sınıflandırılamayan yabancı madde tespit edildi. Güvenlik protokolü seviye dört devrede. Hijyenik Servis Kapısı kilitlendi!"
Nalan eli havada kalmış halde kaskı çıkarmaktan vazgeçti.

Nalan: "Nesne bir silindir. İncelemek için getiriyoruz. Kapıyı aç."

Evin yapay zekası itaat etmeyi reddetti.

Sahara Reborn: "Sınıflandırılamayan nano materyal algılandı. Potansiyel biyolojik tehdit. Enerji içeriği bilinmiyor. Radyoaktif veya biyo kimyasal imza yok fakat yapısal anomali aşırı yüksek. Ev güvenlik protokolü yürürlükte. Hijyenik Servis Kapısı açılmayacak!"

Okan dişlerini sıkarak kaskın kenarına vurdu.

Okan: “Burak! Kapının güvenlik kodlarını devre dışı bırak”

Burak’ın sesi duruma rağmen hâlâ sakin ve ölçülüydü.
Burak: "Bunu yapamam Okan. Güvenlik Kapısı Reborn’un temel protokollerine bağlı. İçeri alınan nesneler tanımlanıncaya kadar üst komutlar geçersizdir. Bu Biyoyuva standardının yasal zorunluluğudur"
Okan öfkesini bastırmaya çalışarak tekrar konuştu.
Okan: “Pekala. O zaman Reborn, dinle. Bir kez daha sterilizasyonu çalıştır. Sonra da kapıyı aç.”
Kapı, ultraviyole ve iyon sis döngüsünü yeniden başlattı. Işık titreşti, sis hızla hareket etti ve tüm süreç saniyeler içinde tamamlandı. Sis dağıldığında Reborn’un sesi bu kez daha keskin geldi.

Sahara Reborn: "Sterilizasyon başarısız. Yabancı madde alfa seviyesi geçirimsiz yapıda. Risk sınıflandırılamıyor. Hijyenik Servis Kapısı kilitli kalacak. Ev halkının güvenliği için nesnenin garaj alanında bırakılması zorunludur."

Nalan ile Okan kısa bir an birbirlerine baktılar. Ellerindeki silindir hiçbir makinenin tanımlayamadığı bir şeydi ve evleri bile onları içeri almıyordu.

10.6. GERİ ADIM

Nalan kaskının içinde gözlerini kısmış halde Okan’a baktı. Ellerini hafifçe kaldırdı, sesindeki titrek ton endişesini saklayamıyordu.
Nalan: "Haklı olabilir. Bu nesneye dair hiçbir şey bilmiyoruz. Eğer binlerce yıllık uyuyan bir bakteri veya radyoaktif bir çekirdekse… Tüm evi riske atamayız. Hadi vazgeçelim. Silindir araçta kalsın."
Okan, elinde tuttuğu, silindire baktı. İç çekerek başını salladı.
Okan: "Tamam. Mantıklı olan bu."
Okan, silindiri dikkatle uçan araçlarının açık olan kargo bölmesine geri taşıdı ve onu sabit bir yüzeye, nazikçe yerleştirdi. Bir an tereddüt etti, sanki bir sırrı geride bırakıyormuş gibiydi. Kapıyı kapattı ve Nalan’ın yanına döndü.

Okan: "Bıraktım tamam. Şimdi artık içeri girebilir miyiz?"

Hijyenik Servis Kapısı üçüncü kez iyon sisi ve UV döngüsünü başlattı. Parıltı duvarlara yansıdı, sis dağıldı ve kapı ışıkları yeşile döndü.

Sahara Reborn: "Yabancı madde ortamdan ayrıldı. Tehdit seviyesi normal. Hijyenik Servis Kapısı açılıyor."

Okan ve Nalan kasklarını aynı anda açtılar. Elbiseleri üzerlerinden gevşeyip çıktı. Onları yerde bırakıp üzerinden geçip ikisi de içeri girdi. Duvardaki boşluğa çekilen elbiseler kuru temizleme siteminden geçip dolaplarına yerleşti.

Nihayet evin ana yaşam bölümüne ilerlerken göğüslerindeki baskı hafifledi. Garajda, aracın içinde yalnız bırakılmış olan silindiri Burak sensörleriyle izlemeye devam ediyordu.

10.7 YENİ STRATEJİ

Evin ışıkları onların biyolojik ritmine göre ayarlanmış yumuşak sarı bir tonda parlıyordu. Otomutfağa geçtiler. Nalan, mutfağın dokunmatik paneline hafifçe dokundu ve günlük besin değerlerine uygun sıcak bir akşam yemeği seçti. 3D yemek yazıcısı hızla çalışmaya başladı; pişti, tabaklara yerleşti. Okan ve Nalan masaya oturdular.

Okan tabağındaki yemeği karıştırırken aklı garajda bıraktıkları silindirdeydi.
Okan: "Yemekten sonra gidip silindiri açmayı deneyeceğim. En azından yüzeyindeki o katmanı kırabiliriz."
Nalan çatalını yavaşça tabağa bıraktı. Gözlerinde sakin kalmaya çalışan bir endişe vardı.
Nalan: "Hayır, bu çok tehlikeli olabilir, Okan. Fiziksel zorlama, içindeki her neyse onu dengesiz hale getirebilir. Unuttun mu, Burak’ın taramaları bile sonuç vermedi."
Nalan, zihninde bir çözüm yolu ararken masanın üzerindeki aydınlatmaya baktı.
Nalan: "Evimizde Otodoktor var. Eğer o silindiri içeri sokabilseydik, Otodoktor’un gelişmiş tarama yetenekleriyle silindirin içinde ne olduğunu görebilirdik. Otodoktor, dron tarayıcılarından bin kat daha güçlü."
Okan, bir anlık heyecanla masadan doğruldu.
Okan: “Sahara Reborn dinle. Yabancı maddeyi doğrudan Otodoktor odasına getirmek istiyoruz. Bu bir güvenlik taraması olur. Nesneyi sınıflandırmamızı sağlayacak.”
Evin yapay zekası, hiç gecikmeden yanıtladı. Tonunda tartışmaya yer yoktu: Sahara Reborn: "Reddedildi. Yabancı madde ev içi ortama zorla sokulursa, yeni tehdit seviyesi Kırmızı olur. Bu, evin artık ev halkı için güvenli olmadığı anlamına gelir. Otomatik Tahliye Prosedürü başlar ve sonra ev kendini kapatır. Açılmadan önceki ilk durumuna geri döner. Tekrar açılmaz."

Nalan ve Okan birbirlerine dehşetle baktılar.

Okan: "Duydun mu? Evi sonsuza kadar mühürlemekle tehdit etti."

Nalan, seslendi: "Sahara Reborn, Otodoktor tarama yapmak için hangi teknolojileri kullanıyor?"

Sahara Reborn: "Otodoktor’un teşhis modülü çok spektrumlu görüntüleme, kuantum manyetik rezonans taraması, nötron tomografisi, holografik lazer tarama, nano sonar, biyo-sensör spektroskopisi ve kuantum veri çözümleme içerir. Bu konuda ayrıntılı bilgi ister misiniz?"

Nalan şaşkınlıkla sorar: "Neden nötron tomografisi var?"

Sahara Reborn: "Otopsi için. Ölüm sonrası teşhis, adli soruşturmalarda yasal kanıt sağlar. İmplantların iç yapısını kontrol etmek. Metal kaplamalı tıbbi cihazların arızasını anlamak. Bu konuda ayrıntılı bilgi ister misiniz?"

Okan’ın gözlerinde bir anda tutkulu ve çılgın bir kıvılcım yandı. Başını Nalan’a yaklaştırıp alçak bir sesle konuştu.
"Silindiri Otodoktor’a götüremiyorsak, Otodoktor’u silindire götürebiliriz."
Nalan şaşkınlıkla ona baktı.
Nalan: "Ne diyorsun?"
Okan: "Otodoktor odasına gideceğim. Teşhis modülü sökülebilir bir birim. Onu yerinden çıkarıp garaja taşıyacağım. Taramayı orada yapabiliriz"

Nalan’ın yüzündeki endişe ile merak arasında gidip gelen ifadeyi izledi. Bu plan hiç de güvenli görünmüyordu ama ilk kez çözüme yaklaşmış gibiydiler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir